Haberi Podcast olarak dinlemek isterseniz
Gençler Arasında Bilişsel Sorunlar Artıyor
2025 yılında Yale Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen bir anket çalışması, 18 ila 34 yaş arasındaki katılımcıların neredeyse yüzde onunun çeşitli bilişsel işlev bozuklukları bildirdiğini gösterdi. Bu oran, 2013 yılında elde edilen verilerin yaklaşık iki katına denk geliyor. Genç yetişkinlerin odaklanma, hafıza ve konsantrasyon konularında yaşadığı bu belirgin artışın arkasında biyolojik bir salgın değil, kontrolsüz dijital genişleme yer alıyor. Bir nörobilimcinin ABD Senatosu sunumunda belirttiği üzere, ayrım gözetmeksizin gerçekleşen dijital içerik artışı öğrenme ortamlarını güçlendirmek yerine zayıflatıyor.
Günlük kullanımda ‘beyin çürümesi’ (brain rot) olarak adlandırılan ve Oxford Sözlüğü tarafından 2024 yılının kelimesi seçilen bu kavram, ekran başında geçirilen uzun ve pasif sürelerin zihinsel etkilerini tanımlıyor.
Karabük Üniversitesi Araştırdı: Bilişsel Yük Teorisi ve Ekran Bağımlılığı
İnternette uzun süre içerik tükettikten sonra hissedilen dağınık ve belirsiz stres duygusunun bilimsel arka planını inceleyen Karabük Üniversitesi’nden araştırmacılar, bilişsel psikolojideki ‘bilişsel yük teorisini’ temel alan bir çalışma gerçekleştirdi. Yaklaşık 500 genç yetişkinin dijital alışkanlıklarının incelendiği araştırmada, katılımcıların yarısından fazlasının günde en az beş saatini çevrimiçi geçirdiği tespit edildi.
Araştırma sonuçları, artan zihinsel yorgunluk ile depresyon ve tükenmişlik duygusu arasında güçlü bir bağ olduğunu gösteriyor. Süreç, aşamalı bir zihinsel yüklenme mekanizmasıyla işliyor.
Kısır Döngü Bilişsel Kapasiteyi Nasıl Tüketiyor?
Sosyal medya platformlarında komik videolar, dikkat çekici başlıklar ve kısa bilgilendirmeler arasında hızla geçiş yapıldığında beyin sürekli yeni veri bombardımanına tutuluyor. İçeriklerin çok hızlı değişmesi, bilgiyi tam olarak işleme veya hatırlama imkanını ortadan kaldırıyor. Bu durum, beynin sınırlı çalışma belleği kapasitesini aşırı yüklüyor.
Aşırı yüklenme karşısında beyin, enerji tasarrufu sağlamak adına duygusal tepkilerini azaltma yoluna gidiyor. Aynı zamanda devam eden içerik akışı dopamin salgılanmasını tetikleyerek kullanıcıyı ekranı kaydırmaya devam etmeye yöneltiyor. Bilişsel kaynaklar tükenene kadar devam eden bu döngü; duygu ve davranış kontrolünün zayıflamasına, yoğun zihin bulanıklığına ve kaygıya zemin hazırlıyor.
Beyin Çürümesi Alışkanlığından Nasıl Kurtulunur?
Araştırmacılar, dijital içerik döngüsünden çıkmanın sadece kişisel iradeye dayanarak başarılamayacağını vurguluyor. Çünkü söz konusu kısır döngüye girildiğinde, ilk tükenen kaynak tam da iradeyi ve öz denetimi sağlayan zihinsel kapasite oluyor.
Bilişsel kapasiteyi yeniden inşa etmek için beyni yavaşlatan ve sakinleştiren aktivitelere yönelmek öneriliyor:
- Doğada Zaman Geçirmek: Nörobilimci Mar Estarellas’ın araştırmaları, doğadaki çevresel girdilerin beynin aşırı çalışmasını engellediğini ve bilişsel yükü belirgin şekilde azalttığını gösteriyor.
- El Becerisi Gerektiren Hobiler: Yemek pişirmek veya bir müzik aleti çalmak gibi odaklanma ve fiziksel temas gerektiren uğraşlar zihnin rahatlamasına katkı sağlıyor.
- Yavaş Odaklanma Aktiviteleri: Kitap okumak ve bulmaca çözmek gibi zihni kademeli olarak yavaşlamaya zorlayan eylemler, kaybolan odaklanma yeteneğini geri kazanmaya yardımcı oluyor.
Kaynak: Inc.com



