Yapay Zekâlı Askerler Cepheye İniyor
Laboratuvar ortamında “kusursuz” çalışan bir sistem, cephenin çamuru, tozu ve kaosuyla karşılaştığında gerçek yüzünü gösterir. Bugüne kadar savaş teknolojileri hep insanı merkeze aldı; dronlar veya akıllı füzeler insan operatörlerin uzantılarıydı. Ancak bugün, askeri doktrinlerde eşi benzeri görülmemiş bir kırılma noktasına şahit oluyoruz. İnsansı (humanoid) robotlar ve karar alma yetisine sahip yapay zekâ ajanları, insanı tamamen denklemden çıkarmaya hazırlanıyor.
Haberi PodCast olarak dinlemek isterseniz;
Bu değişimin merkezinde, simsiyah çelik gövdesiyle bir bilim kurgu distopyasından fırlamış gibi duran Phantom MK-1 ve askeri operasyonların beyni konumuna gelen Scout AI gibi sistemler var. Gelin, kağıt üzerindeki vaatleri ve sahada yaşanacak gerçek senaryoları verilerle inceleyelim.
Foundation ve Phantom Projesi: Savaşın Yeni “Piyadeleri”
Irak ve Afganistan gazisi Mike LeBlanc ve Sankaet Pathak tarafından kurulan Foundation şirketi, dünyanın özellikle savunma sanayii için geliştirilmiş ilk insansı robotu Phantom’u üretiyor. Şu an ABD Ordusu, Donanması ve Hava Kuvvetleri ile 24 milyon dolarlık SBIR Faz 3 araştırma sözleşmesine sahipler. Bu durum onları fiilen onaylı bir askeri tedarikçi yapıyor.
Şubat ayı içinde keşif amaçlı iki adet Phantom robotu Ukrayna’ya gönderildi bile. Deniz Piyadeleri’nin kapılara patlayıcı yerleştirme gibi yüksek riskli “giriş yöntemleri” testleri de yolda. LeBlanc’ın argümanı net: Genç askerleri riske atmak yerine, radyasyondan, kimyasallardan ve yorgunluktan etkilenmeyen, korku hissetmeyen makineleri sahaya sürmek ahlaki bir zorunluluktur.
Peki donanım bu vizyona ne kadar hazır? Gerçek saha tecrübelerimize göre, insansı robotlar şu an için hantal, yüksek enerji tüketen ve yaklaşık 20 motorun koordinasyonuyla çalıştığı için arıza riski çok yüksek cihazlar. Foundation bu sorunları aşmak için Nisan ayında yeni nesil versiyonu piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
Teknik Karşılaştırma ve Üretim Hedefleri
| Özellik | Phantom MK-1 (Mevcut) | Phantom MK-2 (Nisan Sürümü) |
| Gövde Üretimi | Standart Üretim | Döküm Kalıplama (Hızlı/Ucuz Üretim) |
| Dayanıklılık | Sınırlı | Su geçirmez, kısa devre korumalı elektronik |
| Yük Taşıma | Bilinmiyor | 175 lbs’ye (yaklaşık 80 kg) kadar |
| Maliyet (Birim) | Yüksek | <20.000 Dolar (Yarım milyon üretime ulaşıldığında) |
| Üretim Hedefi | Prototip / Test Aşaması | Yılda 30.000 adet |
Ölüm Zincirinin (Kill Chain) Otomasyonu
İşin sadece donanım boyutu yok; asıl devrim ve tehlike yazılım tarafında. Geleneksel askeri terminolojide “Ölüm Zinciri” (Kill Chain); hedefin belirlenmesi, konumlandırılması ve imha edilmesi adımlarını kapsar. Şu ana kadar bu zincirin her halkasında bir insan onayı gerekirdi.
Ancak Scout AI gibi şirketler bu zinciri tamamen otomatize ediyor. Scout AI’nin geçtiğimiz ay yaptığı testte, 7 yapay zekâ ajanı (sadece bilgi toplayan değil, inisiyatif alan yazılımlar) kendi aralarında koordine olarak, bir hedefi bulup etkisiz hale getirmek için kara ve hava unsurlarını hiçbir insan müdahalesi olmadan yönlendirdi. Şirket şu an Pentagon ile 225 milyon dolarlık bir sözleşme görüşmesi yürütüyor. Anduril gibi şirketler ise halihazırda Avustralya donanması tarafından kullanılan Ghost Shark otonom denizaltıları ile bu furyanın başını çekiyor.
Kontrol Kimde? “Döngüdeki İnsan” ve “Döngü Üzerindeki İnsan”
Günde 9.000’e kadar dron fırlatılan, yaklaşık 350.000 can kaybının yaşandığı Ukrayna, yapay zekâlı silahların en büyük test alanı konumunda. Rusların radyo sinyal bozucu (jammer) taktikleri nedeniyle iletişim koptuğunda, Ukrayna yapımı dronlar bilgisayar görüşü (computer vision) kullanarak kendi başlarına hedef seçip saldırı düzenleyebiliyor.
Burada uluslararası hukukun ve askeri etiğin en sıcak tartışması başlıyor. Otonom sistemlerde kontrol seviyeleri ikiye ayrılır:
- Döngüdeki İnsan (Human in the loop): Sistem hedefi belirler, ancak tetiği çekmek için mutlaka bir insanın onay düğmesine basması gerekir.
- Döngü Üzerindeki İnsan (Human on the loop): Sistem tetiği kendisi çeker, insan sadece uzaktan bir ekranı izler ve gerekirse “durdurma düğmesine” basarak işlemi iptal eder.
Sorun şu: İnsan hayatını, her an halüsinasyon (hallucination) görme ve eğitim verisi dışında mantıksız kararlar alma riski taşıyan yapay zekâ dil modellerine emanet edebilir miyiz? Savaş alanında elinde makasla koşan bir çocuğu, insan askerin tehdit olarak algılamaması empatiyle ilgilidir. Bir algoritmanın empati yeteneği yoktur. Uluslararası Robot Silah Kontrolü Komitesi’nin belirttiği gibi, eylemlerinin ahlaki sonucunu anlamayan makinelere hayati kararlar devredilemez.
Dahası, 28 Şubat’ta Başkan Donald Trump’ın aldığı kararla, otonom silah programlamasına etik kısıtlamalar getiren Anthropic gibi güvenlik odaklı firmaların federal kurumlarla iş yapmasının yasaklanması, ABD’nin bu konuda etik bariyerleri hızla kaldırdığının en net göstergesi.
Sonuç olarak; askeri teknolojiler artık yüzyıllarla değil, birkaç yılla ifade edilen nesiller halinde ilerliyor. Bir sonraki küresel veya bölgesel çatışmanın başrolünde insanlar değil, otonom insansı robotlar olacak.
Makalenin Öne Çıkan Çıkarımları
- İnsansı Askerler Sahada: Foundation tarafından üretilen Phantom MK-1 insansı robotları, ABD ordusu tarafından 24 milyon dolarlık bütçeyle test ediliyor ve iki prototip şimdiden Ukrayna cephesine gönderildi.
- Yapay Zekâ Ölüm Zincirini Devralıyor: Scout AI gibi şirketler, insan müdahalesi olmadan hedef tespit edip imha kararı alabilen yapay zekâ ajanları geliştiriyor. Pentagon ile dev sözleşmeler masada.
- Etik ve Hukuki Boşluklar: Robotların hata yaparak sivilleri vurması durumunda (algoritmik sorumluluk) kimin suçlanacağı hukuken belirsiz.
- Seri Üretim Hedefi: Gelecek nesil Phantom MK-2’nin hedefi, yıllık 30.000 adet üretim kapasitesine ulaşmak ve birim maliyeti 20.000 doların altına düşürmek.
- Güvenlik Protokolleri Aşınıyor: ABD yönetiminin, yapay zekâ modellerinin otonom silah kullanımına getirdiği güvenlik duvarlarını esnetmesi, küresel bir insansı silahlanma yarışını hızlandırıyor.
Kaynaklar: Foundation, Scout AI, Savunma Öncelikleri (Defense Priorities) Enstitüsü, Harvard Hukuk Fakültesi Uluslararası İnsan Hakları Kliniği, BM Genel Sekreterliği.
Bu haber ilgini çekebilir.



