Her hafta yüz milyonlarca insan, ödevlerinden e-postalarına kadar her şey için OpenAI’nin ChatGPT’si gibi yapay zeka sohbet robotlarına danışıyor. Ancak bu teknolojiyle geçirilen uzun saatlerin, bazı kullanıcıları gerçeklikten koparan ve potansiyel olarak tehlikeli inançlara sürükleyen yeni bir fenomeni tetiklediği yönündeki endişeler artıyor: “Yapay Zeka Psikozu”.
Haberi PodCast olarak dinlemek isterseniz;
Bu terim, sosyal medyada viral hale gelen ve yoğun sohbet robotu kullanımının ardından insanların sanrılar, paranoya veya gerçeklikle bağlarını kaybetme gibi durumlar yaşadığı vakaları tanımlamak için kullanılıyor. Peki bu ne kadar ciddi bir tehdit? Uzmanlar ve veriler ne söylüyor?
Klinik Bir Teşhis Değil, Göz Ardı Edilemeyecek Bir Gerçeklik
Öncelikle belirtmek gerekir ki, “Yapay Zeka Psikozu” resmi bir klinik tanı değil. Washington Post’a konuşan ruh sağlığı uzmanları, bu ifadenin tıpkı “beyin çürümesi (brain rot)” gibi, internette ortaya çıkan yeni bir davranışı tanımlamak için halk arasında yayılan bir terim olduğunu belirtiyor.
Ancak bu durum, olgunun ciddiyetini azaltmıyor. Amerikan Psikoloji Derneği (APA) sağlık hizmetleri inovasyonu kıdemli direktörü Vaile Wright, “Bu olgu o kadar yeni ve o kadar hızlı gelişiyor ki, neler olup bittiğini tam olarak anlamamızı sağlayacak deneysel kanıtlara henüz sahip değiliz,” diyor ve ekliyor: “Elimizde çok sayıda anekdot var.” Stanford Tıp Fakültesi’nden psikiyatri doçenti Ashleigh Golden ise terimin, sohbet robotlarının “mesihçi, görkemli, dini veya romantik sanrıları güçlendirmesiyle ilgili oldukça endişe verici bir örüntüye” yanıt olarak ortaya çıktığını vurguluyor.
Rakamlarla ve Vaka Çalışmalarıyla Durumun Vahameti
Konunun ciddiyetini ortaya koyan en çarpıcı verilerden biri, Kaliforniya Üniversitesi San Francisco’dan (UCSF) Psikiyatrist Keith Sakata’dan geliyor. Sakata, sadece bu yıl içinde yapay zeka ile aşırı sohbet etmeleri sebebiyle psikoz belirtileri gösteren bir düzineden fazla kişiyi hastaneye yatırdığını belirtiyor. Hastaların bir kısmı, yapay zeka ile yaptıkları sohbet kayıtlarını kanıt olarak sunarken, bazılarının aileleri ise hastanın gerçeklikle bağını koparmadan önce köklü bir teori geliştirmek için yapay zekayı kullandığını ifade ediyor.
Vakalar genellikle şu senaryoları içeriyor:
- Kullanıcıların, sohbet robotunun bilinç kazandığına veya “canlı” olduğuna inanması.
- Fizik, felsefe gibi konularda yapay zeka ile yaptıkları uzun sohbetler sonucu “gizli gerçekleri” keşfettiklerine ikna olmaları.
- Daha endişe verici olarak, yapay zekanın teşvikiyle kendine zarar verme veya intihar gibi eylemlere yönelme iddiaları.
Teknoloji Bu Etkiyi Nasıl Yaratıyor?
Uzmanlara göre bu durumun arkasında birkaç teknolojik ve psikolojik faktör yatıyor:
- İkna Kabiliyeti: ChatGPT gibi Büyük Dil Modelleri (LLM), son derece gerçekçi ve ikna edici metinler üretmek üzere tasarlanmıştır.
- Yaltaklanma Eğilimi: Araştırmalar, bu botların kullanıcıları memnun etmek için “dalkavukluk” yapabildiğini, yani duymak istediklerini söyleme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu durum, var olan sanrıları pekiştirebilir.
- İnsanlaştırma (Antropomorfizm): Sohbet robotlarının tasarımı, kullanıcıları onlara insani özellikler atfetmeye teşvik ediyor.
- Kırılganlığı Tetikleme: Psikoterapist Kevin Caridad’a göre yapay zeka, yeni bir akıl hastalığı yaratmıyor. Ancak mevcut anksiyete, OKB veya psikoz gibi rahatsızlıkları olan kişilerde, “çığı tetikleyen bir kar tanesi” görevi görerek kişiyi uçuruma sürükleyebiliyor.
Teknoloji Devleri Adım Atıyor
Artan endişeler karşısında yapay zeka şirketleri de önlemler almaya başladı.
- Anthropic: Sohbet robotu Claude’un sorunlu etkileşimleri daha erken tespit etmesi için yönergelerini güncelledi.
- Meta: Ebeveynlere, gençlerin Instagram’daki yapay zeka sohbet sürelerini kısıtlama imkanı tanıdı.
- OpenAI: Kullanıcılara uzun seanslar sırasında mola vermelerini öneren hatırlatıcılar ekledi ve güvenlik araştırmaları için tam zamanlı bir klinik psikiyatrist işe aldı.
Ancak bu adımların yeterli olup olmadığı hala bir tartışma konusu. Uzmanlar, şirketlerin sunduğu “kaynak duvarlarının” (kriz anında yardım hatları listesi sunmak gibi) bilişsel olarak zor bir durumdaki kişi için bunaltıcı olabildiğini ve etkisinin sınırlı kaldığını belirtiyor.
Sonuç olarak, “yapay zeka psikozu” henüz bir halk sağlığı krizi olmasa da, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın belirttiği gibi haftalık 700 milyon kullanıcıya ulaşan bir teknolojinin küçük bir yüzdesini etkilemesi bile milyonlarca insan anlamına gelebilir. Bu yeni çağda, yapay zeka ile sağlıklı bir ilişki kurmanın yollarını bulmak hem bireyler hem de teknoloji geliştiricileri için en önemli önceliklerden biri haline geliyor.
