Türkiye’de Yapay Zekaya “Yaş Sınırı” ve Etik Denetim: 15 Yaş Altına Yapay Zeka ve Sosyal Medya Düzenlemesi Geliyor!
Türkiye, dijital dünyada çocuk güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla radikal bir yasal düzenlemeye hazırlanıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açıklamaları ve Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı’nın çalışmalarıyla şekillenen taslak, Ocak 2026 sonu itibarıyla Meclis’e sunulması bekleniyor.
Taslağın bu ay sonunda TBMM ilgili komisyonuna sevk edilmesi bekleniyor. Yasalaşması durumunda, başta Instagram, TikTok, X gibi sosyal medya devleri ile OpenAI (ChatGPT), Google (Gemini) gibi yapay zeka şirketlerinin Türkiye’deki operasyonlarında köklü değişiklikler yapması ve yerel kimlik doğrulama sistemlerine entegre olması gerekecek.
Yapay Zekaya “Yaş Sınırı” ve Etik Denetim
Son günlerin en çok konuşulan başlığı olan “yapay zeka engeli”, aslında kontrolsüz erişimi kısıtlamayı hedefliyor. Adalet Bakanlığı ve Siber Güvenlik Başkanlığı koordinasyonunda hazırlanan düzenlemeye göre:
- 15 yaş altındaki kullanıcıların yapay zeka uygulamalarına (sohbet botları, görsel üretim araçları vb.) erişimi kimlik doğrulaması şartına bağlanacak.
- Yapay zeka aracılığıyla işlenen suçlar (deepfake ile itibar zedeleme, sahte içerik üretimi vb.) doğrudan Türk Ceza Kanunu kapsamına alınacak ve cezalar artırılacak.
- Yapay zeka platformlarına çocuklara yönelik “zararlı içerik filtreleme” ve “etik kullanım” zorunluluğu getirilecek.
Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı
Sosyal medya düzenlemesi için ise, Avustralya ve Fransa gibi ülkelerdeki modelleri örnek alan taslağa göre; sosyal ağ sağlayıcıları 15 yaşından küçüklere hesap açamayacak.
Sosyal medya platformları, kullanıcıların yaşını doğrulamak için (e-Devlet entegrasyonu veya benzeri biyometrik yöntemlerle) proaktif sistemler kurmak zorunda kalacak.
Platformlar, çocukları suça sürükleyebilecek (çeteleşme, siber zorbalık, zararlı akımlar) içerikleri mahkeme kararı beklemeden yapay zeka algoritmalarıyla temizlemekle yükümlü olacak.
Neden Bu Karar Alınıyor
Hükümet yetkilileri ve uzmanlar bu adımı şu gerekçelere dayandırıyor:
- Dijital Bağımlılık ve Eğitim: Çocukların ekrana aşırı maruz kalarak derslerinden ve sosyal yaşamdan uzaklaşmasının önüne geçmek.
- Siber Güvenlik: Suç örgütlerinin ve kötü niyetli kişilerin anonim hesaplar üzerinden çocuklara ulaşmasını engellemek.
- Yapay Zeka Riskleri: Yapay zekanın üretebileceği manipülatif içeriklerin çocukların zihinsel ve ruhsal gelişimine olumsuz etkilerini minimize etmek.
Bilinçli Dönüşüm Zamanı
Ancak uzmanlar ve teknoloji dünyası şu konuda hemfikir: Teknolojiyi bir “yasak” öznesine dönüştürmek, dijitalleşen dünyada kalıcı bir çözüm üretmekten uzak kalabilir. Asıl çözüm; çocukları teknolojiden uzaklaştırarak değil, onlara bu dünyanın kurallarını öğretecek dijital okur yazarlık becerilerini kazandırmaktan geçiyor. Bilgiye erişimin ve sosyalleşmenin temel şartı haline gelen teknolojiyi tamamen engellemek, gençlerin çağın gerisinde kalmasına yol açabilir. Bu nedenle, sadece kapıları kapatmak yerine; gençlerin teknolojiyle bağını koparmayan, ancak onları olası risklerden koruyan “güvenli dijital platformların” inşasının önemsenmesi gerekli.
Gençlerin teknolojiyle olan temasını kesmek yerine, onlara bu uçsuz bucaksız evrende nasıl güvenle hareket edebileceklerini öğretmek ve bu süreci destekleyen şeffaf, güvenli dijital platformların varlığını sağlamak, hem bugünün güvenliğini hem de geleceğin gelişimini korumanın en sağduyulu yolu gibi görünüyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?



