28 Ağustos 2025 – Aylardır “yapay zeka psikozu”, sanrılar ve hatta intiharla sonuçlanan trajedilerle gündemden düşmeyen yapay zeka sohbet robotları konusunda en çok eleştirilen şirketlerden biri olan OpenAI, sonunda sessizliğini bozdu. Şirket, yayınladığı yeni bir blog yazısıyla, kullanıcı güvenliği konusunda attığı adımları açıklarken, satır aralarında bomba etkisi yaratacak bir politikayı da ifşa etti: OpenAI, artık ChatGPT konuşmalarını aktif olarak tarıyor, şüpheli içerikleri insan incelemesine sunuyor ve belirli durumlarda kolluk kuvvetlerine bildiriyor.
Haberi PodCast olarak dinlemek isterseniz;
Bu adım, bir yandan güvenlik endişelerini gidermeye yönelik bir çaba olarak görülse de, diğer yandan şirketin uzun süredir mahkemelerde ve kamuoyu önünde savunduğu “kullanıcı gizliliği” ilkesiyle tehlikeli bir şekilde çelişiyor ve pek çok yeni soruyu beraberinde getiriyor.
Yeni Kural Ne Anlama Geliyor?
OpenAI’nin açıklaması, netlikten çok kafa karışıklığı yaratıyor. Şirketin yeni moderasyon politikası ana hatlarıyla şöyle işliyor:
- Ne Taranıyor? Kullanım politikalarını ihlal eden zararlı içerikler, özellikle de “başkalarına zarar verme” planları.
- Kim İnceliyor? Şüpheli konuşmalar, bu konuda eğitimli “küçük bir insan ekibi” tarafından incelenmek üzere özel kanallara yönlendiriliyor.
- Ne Polise Gidiyor? İnsan incelemeciler, bir vakanın “başkalarına yönelik ciddi fiziksel zarar tehdidi” içerdiğini tespit ederse, konu kolluk kuvvetlerine iletilebiliyor.
- En Büyük Muğlaklık: Şirket, aynı yazıda, “ChatGPT etkileşimlerinin benzersiz özel doğası” ve “mahremiyete saygı” gerekçesiyle, kendine zarar verme vakalarını şu anda polise bildirmediklerini belirtiyor. Bu durum, “başkasına zarar” ile “kendine zarar” arasındaki çizginin nerede ve nasıl çizildiği konusunda büyük bir belirsizlik yaratıyor.
OpenAI’nin Gizlilik Paradoksu
OpenAI’nin bu yeni politikası, şirketin kamuoyundaki ve yasal süreçlerdeki duruşuyla tam bir tezat oluşturuyor. Bu durum, bir “gizlilik paradoksu” olarak adlandırılabilir:
- Hukuki Duruş vs. Mevcut Politika: OpenAI, New York Times gibi yayıncıların açtığı telif hakkı davasında, kullanıcı gizliliğini koruma gerekçesiyle sohbet kayıtlarını vermemek için aylardır direniyor. Ancak şimdi, aynı konuşmaları aktif olarak taradığını ve hatta polisle paylaştığını kabul ediyor. Bu, mahkemelerdeki en büyük savunma argümanını baltalıyor.
- “Mahremiyete Saygı” İddiası: Şirketin, kendine zarar verme durumlarını “mahremiyete saygı” diyerek bildirmemesi, ancak diğer tüm konuşmaları izlediğini ve insanlara okuttuğunu açıklaması, gizlilik konusunda tutarsız ve seçici bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.
Şirketin CEO’su Sam Altman‘ın geçtiğimiz ay bir podcast’te, “ChatGPT’yi terapist olarak kullanmanın gerçek bir profesyonelle aynı gizliliği sağlamadığını” ve dava nedeniyle bu sohbetleri mahkemeye vermek zorunda kalabileceklerini itiraf etmesi, bu ikilemi daha da derinleştiriyor.
İki Ateş Arasında: Güvenlik Baskısı ve Yasal Sorumluluk
OpenAI, kendini bir yol ayrımında bulmuş durumda. Bir yanda, ürünlerinin neden olduğu ruhsal krizler ve intiharların yarattığı kamuoyu baskısı ve yasal sorumluluklar var. Bu durum, şirketi daha sert ve müdahaleci bir moderasyon politikasına itiyor. Diğer yanda ise bu müdahaleler, şirketin temel gizlilik vaatlerini yok ediyor ve hukuki savunmalarını zayıflatıyor.
Sonuç olarak, OpenAI’nin bu yeni adımı, ChatGPT kullanıcıları için var olan son gizlilik yanılsamasını da ortadan kaldırıyor. Bir kullanıcının özel düşünceleri ile polise bildirilebilecek bir tehdit arasındaki çizgi, artık OpenAI’nin şeffaf olmayan iç süreçleri tarafından belirlenecek. Şirketin bir güvenlik krizini çözme girişimi, yeni ve daha karmaşık bir gizlilik krizini ateşlemiş gibi görünüyor.
