Liderlik Duruşunu Zehirleyen 5 Alışkanlık
New York, ABD – Başarılı bir lider olmak, sadece işin teknik kısımlarını bilmekle sınırlı değildir. Güven aşılamak, insanları motive etmek ve bir ekibi ortak bir hedefe yönlendirmek, bir liderin en kritik becerilerindendir. Coqual‘ın (eski adıyla Yetenek İnovasyon Merkezi) araştırmasına göre, bir liderin “duruşu” yani nasıl göründüğü ve davrandığı, üst düzey pozisyonlara yükselmenin %26’sını oluşturuyor. Bu duruşun temelinde ise samimiyet ve güven yatıyor. Ancak uzmanlar, bu temelleri sinsice baltalayan ve bir lideri daha kötü hale getiren yaygın alışkanlıkların olduğunu belirtiyor.
Haberi PodCast olarak dinlemek isterseniz;
Yönetici ve liderlik geliştirme koçu Serena Palmer, iyi liderliğin anahtarının “güçlü ve sorgusuz sualsiz samimiyet ve güven” olduğunu vurgularken, liderlik uzmanı Emily Walton ve kişisel marka uzmanı Nicole Hart gibi isimler, liderlerin sıkça düştüğü hataları gün yüzüne çıkarıyor. Bu alışkanlıkların farkında olmak, onları düzeltmenin ilk adımı.
1. “Ben” Yerine “Biz” Diyememek
Birçok lider, özellikle de bireysel katkı sağlayan rollerden yeni terfi etmiş olanlar, başarıyı sahiplenme konusunda zorluk çekerler. Bu, başarıyı sadece kendi adlarına yazmak, her detayı aşırı derecede yönetmek (mikroyönetim) ve ekibin çabalarına yeterince değer vermemek şeklinde ortaya çıkabilir. Walton, bu davranışın genellikle liderin kendi rolüne duyduğu güvensizlikten kaynaklandığını söylüyor. Oysa etkili bir lider, başarıyı ekiple paylaşarak “biz” dilini kullanır. Bu sadece ekibin motivasyonunu artırmakla kalmaz, aynı zamanda liderin samimiyetini ve ekibe olan inancını pekiştirir. Ekip üyeleri, kendileri odada olmasa bile, liderin haklarını savunacağına ve onları temsil edeceğine güvenirler.
2. Zor Kararlardan Kaçınmak
Coqual anketinde, liderlik duruşunun en önemli bileşeninin “ağırbaşlılık” olduğu ortaya çıktı. Bu, baskı altında zarafet göstermeyi ve zor zamanlarda bile gerçeği söylemeyi içerir. Walton, bir liderin ekibinin güvenini en hızlı zedeleyen davranışın, herkesi memnun etmeye çalışmak olduğunu belirtiyor. Sürekli olarak herkesin beklentilerini karşılamaya çalışmak, hem ekibi hem de diğer iş arkadaşlarını hayal kırıklığına uğratır çünkü liderin nerede durduğu net değildir ve bu da güvenilirliği sarsar.
Serena Palmer ise bu durumun bir diğer versiyonunu “haberciyi vurmak” olarak adlandırıyor. Zor kararlar alındığında veya kötü haberler ortaya çıktığında, liderin sorumluluktan kaçınması ve suçu başkasına atması, liderin özgünlüğünü zedeler ve sadakati yok eder. Bir lider, zor durumlara doğrudan müdahale etmekten kaçındığında da aynı etkiyi yaratır ve bu da ekibin dağılmasına neden olabilir.
3. Etkisiz “Meşguliyet” Şovu
Kişisel marka uzmanı Nicole Hart, “meşguliyetin” bir onur nişanesi gibi sergilenmesinin, ekiplerin liderlerine olan inancını zedeleyen başka bir yaygın alışkanlık olduğunu söylüyor. Bir lider ne kadar meşgul olduğunu söylese de, bu çabaların somut sonuçları görülmediğinde, çevresindekiler onun verimliliğinden şüphe duymaya başlar. Hart, güvensiz liderlerin kendilerini “vazgeçilmez” kılmak için bu tür davranışlara başvurduğunu belirtiyor. Oysa etkili liderler, meşguliyetin değil, önceliklendirmenin ve sonuç odaklı çalışmanın önemli olduğunu bilirler.
4. Kronik Negatiflik Saçmak
Hart’a göre, kronik olumsuzluk da bir liderin duruşunu aşındırır. Olumsuz kişisel sorunları sürekli gündeme getirmek, yapıcı olmayan veya acımasız geri bildirimler vermek, hatta kendi fikirleri hakkında olumsuz konuşmak bile güvenilirliği zedeler. Liderlik, gelecek için bir vizyon oluşturmayı gerektirir ve bu da keşfedilmemiş fırsatları görme yeteneğini içerir. Olumsuz bir lider, yenilikçiliği veya ekibin bağlılığını artıramaz; aksine, herkesin enerjisini tüketir ve demoralize eder.
5. Kırılganlıktan Kaçınmak
Son olarak, uzmanlar liderin kırılganlık gösterme yeteneğinin önemine vurgu yapıyor. Walton, her şeyi bildiğini iddia etmek ve özür dileyememek gibi iletişim sorunlarının liderliği zayıflattığını belirtiyor. Palmer ise, kırılganlık gösteremeyen bir liderin, ekibine kendi zorluklarını paylaşabilecekleri güvenli bir ortam sunamayacağını söylüyor. Bir liderin hatalarını kabul etmesi ve “bilmiyorum” diyebilmesi, insanlığını gösterir ve ekiple arasında daha güçlü bir bağ kurar.
Liderlerin kendi davranışlarını gözden geçirmeleri ve bu alışkanlıkların kökenine inmeleri gerekiyor. Walton’ın da belirttiği gibi, bu durumu kabul edip, farklı bir yol belirlemek ve bu yolda gerçekten ilerlemek, kaybedilen güveni geri kazanmanın tek yoludur.
Özetle:
1. “Ben” Yerine “Biz” Diyememek
2. Zor Kararlardan Kaçınmak
3. Etkisiz “Meşguliyet” Şovu
4. Kronik Negatiflik Saçmak
5. Kırılganlıktan Kaçınmak
Bu haber ilgini çekebilir.
