Brian X. Chen / The New York Times‘ın tüketici teknolojisi yazarı Brian X. Chen, “sharenting” olarak bilinen, ebeveynlerin çocuklarının fotoğraflarını internette paylaşma alışkanlığının, yapay zeka teknolojileri sayesinde hiç olmadığı kadar büyük riskler taşıdığını belirtiyor. Makalede, yapay zekanın “deepfake” çıplak fotoğraflar üretebilmesi ve diğer gizlilik endişeleri, ebeveynlerin bu alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmeleri için güçlü nedenler sunuyor.
Haberi PodCast olarak dinlemek isterseniz;
Yapay Zeka ile Gelen Yeni Tehdit: ‘Deepfake’ler
Ebeveynlerin onlarca yıldır tartıştığı bu konuda, üretken yapay zeka (generative AI) sayesinde yeni ve ciddi bir tehlike ortaya çıktı. “Deepfake” olarak adlandırılan yapay zeka destekli sahte çıplak fotoğraflar üreten uygulamalar, herkesin kolayca erişebileceği ve kullanabileceği araçlar haline geldi. Bu uygulamalar, basit bir fotoğrafı kullanarak gerçekçi görünen sahte çıplak görüntüler oluşturabiliyor.
- Indicator kurucularından Alexios Mantzarlis, bu uygulamaların internette yaygın olduğunu ve internet erişimi olan herkesin hem kurban hem de fail olabileceğini belirtiyor.
- Take It Down Yasası gibi federal yasalar, rızaya dayalı olmayan deepfake içeriklerin yayınlanmasını suç sayıyor olsa da, bu uygulamaların kendisini sunmasını engellemiyor. Çoğu geliştiricinin yurt dışında bulunması nedeniyle, yasal düzenlemelerin uygulanması zorlaşıyor.
- Meta gibi teknoloji devleri, bu uygulamaların reklamlarını platformlarından yasaklamış olsa da, uygulamaların kendisi milyonlarca dolar gelir elde etmeye devam ediyor. Fairplay for Kids yöneticisi Josh Golin, okullarda öğrencilerin bu tür sahte fotoğraflar ürettiğini ve bunun yaygın bir sorun haline geldiğini söylüyor.
Eski Tehditler de Yeniden Gündemde: Kimlik Hırsızlığı ve Dijital Ayak İzi
Yapay zeka deepfake’lerinin yanı sıra, çocukların fotoğraflarını paylaşmanın getirdiği eski riskler de halen geçerli.
- Kimlik Hırsızlığı: “Sharenthood” kitabının yazarı Leah Plunkett, doğum günü partisi gibi masum görünen paylaşımların bile, çocuğun tam doğum tarihi gibi hassas bilgileri açığa çıkarabileceğini ve bunun siber suçlular tarafından kimlik hırsızlığı için kullanılabileceğini belirtiyor. Federal Ticaret Komisyonu verilerine göre, 2021-2024 arasında çocuklara yönelik kimlik hırsızlığı %40 arttı.
- Özel Hesapların Sınırlılıkları: Aile fotoğraflarını sadece yakın çevreyle paylaşmak, riski azaltabilir ancak tamamen ortadan kaldırmaz. Heat Initiative kurucusu Sarah Gardner, çocuk istismarı faillerinin genellikle mağduru tanıdığını ve özel bir hesabın bile bu tehlikeyi bertaraf etmediğini vurguluyor.
Sosyal Medya Şirketlerinin Amacı
Makale, ebeveynlere çocuklarının fotoğraflarını neden paylaştıklarını sorgulamalarını öneriyor. Sosyal medya platformlarının asıl amacının, kullanıcıları platformda daha uzun süre tutarak para kazanmak olduğu belirtiliyor. Çocuk fotoğraflarının paylaşılmasıyla, platformlar henüz çocuk internete girmeden onlar hakkında veri toplamaya başlıyor.
- Uzmanlar, fotoğrafları paylaşmak için daha güvenli yolların olduğunu belirtiyor. Şifreli mesajlaşma uygulamaları veya iCloud ve Google Fotoğraflar gibi hizmetler üzerinden küçük gruplarla albüm paylaşmak, daha güvenli seçenekler arasında yer alıyor.
Sonuç olarak, yazar Brian X. Chen, çocuklarının fotoğraflarını internetten uzak tutarak elinden geleni yapacağını ifade ediyor. Bu, ebeveynlerin yapay zeka tehditlerini ve dijital çağın risklerini ciddiye alarak, çocuklarının dijital geleceğini koruma sorumluluğunu vurguluyor.
